MÜLKİYE TEFTİŞ KURULU’NUN TARİHÇESİ
Osmanlı İmparatorluğu döneminde, İçişleri Bakanlığımızın şu an itibarıyla üstlendiği görevler Sadaret Kethüdası (kâhya) tarafından yürütülmekte idi.
II. Mahmut’un reformları sırasında, Sadaret Kethüdasının gördüğü işler 1835 yılında Umuru Mülkiye Nezareti tarafın yürütülmeye başlanmış ve 1837 tarihinde isim Dâhiliye Nezareti olarak değiştirilmiş olup Pertev Paşa ilk Nazır olmuştur.
Dâhiliye Nezaretinin 1254 tarihli teşkilat şemasında Mülkiye Teftiş Heyetini ya da Mülkiye Müfettişlerini yani daha geniş anlamı ile Müfettişleri görmemekteyiz.
1839 tarihinde Dâhiliye Nezaretinin görevleri tekrar Sadaretin üzerine bırakarak nezaret lağvedilmiştir.
Osmanlı döneminde taşra birimlerinin düzenli olarak denetlendiğine dair herhangi bir belgeye rastlanılamamıştır.
Tanzimat’tan sonra alınan kararların nasıl uygulandığını yerinde denetlemek amacıyla Anadolu ve Rumeli’ye oluşturulan kurulların gönderildiği ancak 1841 tarihinde vazgeçilen uygulama, 1842 yılında tekrarlanarak sürdürülmüş akabinde tekrar vazgeçilmiştir.
1850 yılında tekrar ele alınan teftiş sistemi, hazırlanan bir talimatla görev ve yetkileri belirlenen Vali ve Mutasarrıfların arasından seçilen Müfettişler başarılı Vali, Kaymakam ve Kaza Müdürlerinin taltif edileceği, kusurlu olanların adlarının merkeze bildirileceği ve haklarında gereli işlemin yapılacağı şeklinde görevlendirilmişler ve uygulama 2,5 yıl sürmüştür. 1851 yılında Sadrazamın emri ile müfettişlerin kaza kaza dolaşması uygulamasından vazgeçilerek araştırmaların Sancak Merkezlerinden sürdürülmesine karar verilmiştir. Zaman, zaman halkın şikayetleri yada yabancıların baskısı ile teftiş heyetleri görevlendirilmiş ve bu şekilde 1902 yılında Hilmi Paşanın Balkanlara gönderilmesi ile Yemen’e de teftiş heyetinin gönderilmiş olmaları örnektir.
1866 yılında Şirvanizade Rüştü Paşanın nazırlığında 1866 yılından 1871 tarihine kadar ki dönemde Dâhiliye Nezareti tekrar teşkilatlanmıştır.
İlk kez düzenlenen ve Dâhiliye Nezaretinin görevlerini belirleyen 19 Muharrem 1286 (1 Mayıs 1869) bir belgede teftiş ile ilgili teftiş kuruluna ilk adım olarak sayılabilecek kim tarafından yerine getirileceği belirtilmemiş olmakla birlikte görev verilmiştir.
1871 ile 1876 tarihleri arasında Dâhiliye Nezaretinin görevleri bu kez Şuray-ı Devletin Mülkiye Dairesi tarafından yürütülmüştür.
1876 tarihinde Dâhiliye Nezaretinin üçüncü defa kurulmuş, ancak 1877 tarihinde faaliyete geçebilmiştir.
1895 yılında Berlin Kongresi kararlarına göre Doğu Anadolu bölgesine daha önceleri Valilik ve Büyükelçilik görevlerinde bulunmuş olan Şakır Paşanın görevlendirilmiş olması geçici teftiş için örnektir. Bu görev 5 yıl sürmüş, modern anlamda teftiş sayılabilecek önemli raporlar hazırlanmış, yapılacak işler ve teftiş heyetinin alacağı maaş ve yolluklar ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bu raporlara göre, Belediye, Nüfus, Maliye, Mülkiye ve Adliye gibi kurumların teftiş edildiği, bu teftişlerde, illerdeki okul sayıları, nüfus, vakıf kuruluşları, devlet gelirleri, maden, Van Gölündeki gemi İşletmeciliği, bir belediye kasasındaki nakdin kayıtlarla uyuşmadığı gibi ayrıntılara da yer verilmiştir.
Mülkiye Müfettişi unvanı ilk defa 1897 tarihli Salnamede (Örgüt Şeması) yer almıştır.
İçişleri Bakanlığı Örgüt Şemasında yer alan birimlerin görev yetki ve sorumluklarının belirlendiği Dâhiliye Nezareti Teşkilatına Dair Nizamname 22 Muharrem 1332 (1913) tarihinde Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde Mustafa Reşit Paşa tarafından onaylanıp yürürlüğe girmiştir. Bu talimatın 15 inci maddesinde Teftiş Heyetinden söz edilerek, Teftiş Heyetinin görev ve teşkilatının özel olarak düzenleneceği hükme bağlanmış ve aynı yıl Şurayı devlet Mülkiye dairesince incelendikten sonra 1915 tarihinde Mülkiye Müfettişlerinin Vazifelerini İfa Sureti Hakkında Talimatname İradeyi Seniyye tarafından onaylanarak yürürlüğe girmiştir.
Bu talimatın ardından Mülkiye Teftiş Heyeti Müdüriyeti Umumiyesine Islahat Maliye Komisyonu azalığı uhdesinde kalmak üzere Mösye Garaviç ( bazı tercümelerde ve kaynaklarda Ms.Grevs olarak adlandırılmaktadır), yardımcılığına da bir süre sonra Teftiş Heyeti Müdüriyetine atanacak olan Hamit Bey atanmıştır. Talat Beyin Dâhiliye Nazırlığı döneminde Teftiş Heyeti sağlam bir yapıya kavuşmuştur.
Ayrıca, mülkiye müfettişlerinin çalışmaları hakkında 1915 (27.10.1331) tarihli (Umuru Mülkiye Heyeti Teftişiyesinin Vazife ve Salahiyetleri Hakkında Talimatname) çıkarılmıştır.
19.05.1930 Tarih ve 1624 sayılı Dâhiliye Vekâleti Merkez Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanun ile Teftiş Kurulu Başkanlığı yedinci sıraya konulmuştur. Kurul, sonradan çıkarılan 5066 sayılı Kanunla bugünkü yerini almış bulunmaktadır.
1624 Sayılı Kanunun 9 ve 1700 sayılı Kanunun 7. maddelerine göre hazırlanan 18.02.1944 tarih ve 3-453 sayılı Kararname ile (Mülkiye Teftiş Heyeti Nizamnamesi) yürürlüğe konulmuştur.
Teftiş Kurulu; başta kendi çalışma usullerini iyileştirmek ve diğer görevli kuruluşların işleyişindeki aksaklıkları gidererek verimli ve etkili bir idareyi sağlamaya yardımcı olmak amacıyla TODAİE ile işbirliği yaparak, teftiş ve denetleme hizmetlerini geliştirme çalışmalarına girişmiş, bu çalışmalar sonunda Çalışma ve Soruşturma Yönetmelikleri hazırlanıp 19.04.1967 günkü Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe konulmuştur.
Bu noktada, milli mücadele zamanı valilerinden Hamit Bey’in (Kapancı) Teftiş Heyeti Reisliği ve Teftiş Heyetinin kuruluşuna ait çalışmaları içeren hatıra defterindeki notun aynen aktarılmasında tarihimizin doğru değerlendirilmesi açısından yarar görmekteyiz.
Hatıratta aynen;
“O vakit Dâhiliye Heyeti Teftişiyesi zarureti siyasiyeden doğmuş, muhtelif unsurlardan mürekkep karma bir heyetti ve altı kişiden ibaretti. Teftiş için ne nizam ve nede usul vardı. Faaliyet nazırın arzusuna tabi, ahval şikâyeti fevkaladeye bağlıydı. Hülasa göz boyamak için ihdas edilmiş bu daire şeklen mevcut, fakat faydasızdı. Esasen bir iş de yoktu. Müfettişlerin sayısının 24’ e çıkarılmasından sonra İngiliz memurini siyasisinden Ms Grevs, Heyeti Teftişiyenin başına getirildi.
...
Anadolu’da uzun süre konsolosluklarda bulunarak Türk’ü yakından gören, tanıyan bir hayırsever kişinin himmetiyle pek az zaman zarfında muamelelerin düzeleceğinde şüphe yoktu. Nitekim öyle oldu, Fransız mütehassısı Ms Juli tarafından Maliye Heyeti Teftişiyesinde yapılan ıslahat örnek tutularak müfettişlerin hakları, görevleri ve seçilmeleri konularında bir nizamname ve talimat tanzim edilerek tasdik ettirildi ve uygulamaya girişildi. Önceleri karşılaşılan müşküller sonsuzdu. O güne dek sorunsuz davranan ve her hareketini kanun sayan Vilayeti İzame (Büyük Valilere) bu teşkilatı sevdirmek kolay olmadı. Çoğu müfettişin icraatını kendi istiklalini muhil (bozucu) görüyordu, nizamsızlığa karşı şiddetle protesto eden ve aksi takdirde memuriyetini terke kalkışan İngiliz sayesinde bu çeşit serkeşler yavaş, yavaş yumuşamaya başladı. Matlup evsafı haiz bulunmayan müfettişler birer birer atılarak yerlerine layık görülen güzide tecrübeli kaymakamlar ikame olundu. Müfettişler bir taraftan suistimal eshabını takip ederken, diğer taraftan muamelatı devlette bir ahengin kuruluşuna çalışıyorlardı. Biz bu yolla çalışırken bir taraftan doğrudan doğruya arasında bulunduğumuz nezaretin kendi memurlarını azil ve intihaplarının keyfi bir surette cereyan eylediği gözümüze çarpmıştı. Şahsi ve siyasi intisapların revaçta olduğu da görülüp söyleniyordu. Memurini mülkiyenin hal ve şanıyla doğrudan doğruya alakadar olan Heyeti Teftişiyeyi bu hal müteessir kılmaktaydı. Meseleyi iyiden iyiye Ms. Grevs’le tartıştık ve sonunda dâhiliye nazırı Talat Beyin nezdine gittik. Davamızı bütün şümulü ile arz ettikten sonra intihabı memurin için bir mahsus komisyon teşkilini ve bu komisyonda Teftiş Heyetinin bir aza bulundurmasını rica ettik. Bu müracaatımızı tertip ve teşvikime hamleden Talat Bey bana karşı memnuniyetsizliğini göstermekle beraber bu doğru ve yerinde isteği reddedemeyerek teklifimizi itibar nazarına alacağını ve komisyonu derhal teşkil edeceğini söylemişti. Teşebbüsümüzün sonunu birkaç hafta intizar eyledik. Nezarette bu hususta bir eseri faaliyette görülmemekle beraber bizi ısrara sevk edecek başka hadiselerde çoğalıyor ve tevali ediyordu. Nihayet bir defa daha Talat beyi ziyaret ederek teklifimizi ve vaatlarını hatırlattık. Nazır İngiliz’i gücendirmemek için Heyeti Teftişiyenin Müdür Muavinin de dâhil olacağı, Müsteşarın riyaseti altında müdiranından kurulu bir intihap encümeni teşkil emrini verdi ve valilerden gayri memurların azline nasıp işleri bu intihap encümeninin vazife cümlesinden sayıldı. İşte bu encümenin teşkili meselesi Heyeti Teftişiyenin önemli muvaffakiyetlerinden biri olmuştur.”
Denmekte olduğu incelenmiştir.
|